Sendikalardan tepki: “Türkiye, asgari ücretliler toplumu haline getirildi”

17 bin 2 TL olan yeni asgari ücret işçi sendikaları tarafından yetersiz bulundu. Hükümet asgari ücretin yıl içerisinde başka bir zam almayacağını belirtse de sendikalar, işçilerin 2024 yılını bu maaşla geçiremeyeceklerini söylüyor.

Türk-İş’in hesaplamasına göre Kasım ayında açlık sınırı 14 bin 25 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 45 bin 686 TL’ye yükseldi; bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 18 bin 239 TL oldu.

Buna göre asgari ücrete yapılan zammın sadece birkaç ay içerisinde eriyeceği ve asgari ücretin yeniden açlık ve yoksulluk sınırı altında kalacağı öngörülüyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Başkanı Arzu Çerkezoğlu, enflasyon tek hanelere düşene dek asgari ücretin yılda 4 kez güncellenmesi gerektiğini söylüyor.

Yüksek gıda enflasyonu karşısında asgari ücretin alım gücünün sürekli düştüğünü söyleyen Çerkezoğlu’na göre, işçilerin bu ücretle ailelerini geçindirmesi olanaksız hale geliyor:

“Yapılan artış Şubat’a kadar uçup gidecek. Yılbaşı itibarıyla bu rakam açlık sınırının altına hızla gerileyecektir. 17 bin 2 lirayla birlikte işçilerin ailesiyle birlikte yaşayabilmesi mümkün değil, bir geçim ücreti olmanın çok uzağında.”

“Asgari ücrete yıl içinde yeni bir zam yapılmaması asla kabul edilemez. Daha yılın başında açlık sınırının altına gerileyecek olan bir asgari ücretle milyonlarca işçinin 2024 yılı boyunca hayatını sürdürebilmesi mümkün değil.”

Türkiye’de 2013 yılında asgari ücretli bir kişi 1 yıllık kazancıyla 31 cumhuriyet altını alabilirken, şimdi yalnızca 9 cumhuriyet altını alabiliyor.

‘Asgari ücretin enflasyonu artırdığı iddiası gerçek dışıdır’

Son iki yıldır asgari ücret zamlarından sonra mal ve hizmetlerin fiyatlarında görülen artış, asgari ücretin enflasyonu artırdığı değerlendirmelerine neden oldu.

Ancak Çerkezoğlu, enflasyonu artıran asıl nedenlerin üretim temelli ekonomi politikalarının eksikliği ve girdi maliyetlerindeki yükseliş gibi yapısal problemler olduğunu söylüyor:

“AKP iktidarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucu olarak bu yüksek enflasyonu yaşıyoruz. Ücret artışlarının enflasyonu artırdığı iddiası tümüyle gerçek dışıdır.”

“Ücret artışlarının enflasyonu artırdığı yönündeki iddianın tümüyle gerçek dışı olduğu resmi verilerle de ortada. Ücret artışlarının enflasyona etkisi çok minimum iken asıl enflasyonu artıran nedenler çok daha farklı. İktidarın yapması gereken enflasyonla gerçek bir mücadeledir.”

‘Asgari ücret, ortalama ücret oldu’

Çerkezoğlu ayrıca, asgari ücret diğer ülkelerde sembolik bir ücretken Türkiye için “ortalama ücret” haline geldiğini söylüyor:

Türkiye’de çalışanların yarısından fazlasının asgari ücretle geçinmeye çalıştığını belirten Çerkezoğlu, sendikalaşmanın engellenmesinin bu durumu daha da kötüleştirdiğini belirtiyor.

“Cumhurbaşkanlığı verileri, asgari ücretle çalışan oranının yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söylüyor. Özel sektörde bu oran %70lere ulaşmış durumda. Türkiye bir asgari ücretliler toplumu haline getirildi.”

“Tüm ücretler asgari ücret kadar artmadığı için, ücretler sürekli asgari ücrete doğru baskılanıyor ve bütün çalışanları yoksullukta eşitleyen bir politika izleniyor.”

“Bir ülkede sendikalı işçi sayısı ne kadar azsa, o ülkede asgari ücretle çalışanların oranı o kadar artar. Öncelikli meselemiz Türkiye’yi asgari ücretliler toplumu olmaktan çıkarmaktır, bunun yolu da sendikalaşmanın önündeki engelleri kaldırmaktır.”

‘Özel sektör öğretmenleri düne göre daha yoksul’

Özel sektörde çalışan öğretmenler, yetersiz kalan asgari ücret zammı sebebiyle yaşadıkları maddi zorlukların artacağını değerlendiriyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Fındık, “Ülkenin eğitim öğretim yükünü sırtlamış yüzbinlerce öğretmen zaten düşük maaşlarla çalıştırılırken, dün itibariyle daha da yoksul bir hale geldi” diyor.

Fındık, özel sektörde çalışan öğretmenlerin %80’inin maaşının dün akşam itibariyle asgari ücretin altında kaldığını, %20’lik kısmın büyük çoğunluğunun maaşını ise asgari ücretin biraz üzerinde olduğunu söylüyor:

“Sefalet ücretleriyle kaliteli bir eğitim vermemiz bekleniyor. Öğretmenin kafasında sürekli “kiramı nasıl öderim” , “bu ay nasıl maaşımı yetiririm” soruları olduğu müddetçe ne kadar verimli olabilir?”

“Bir süredir her asgari ücret açıklanma süreçleri bizler için bir tür işkenceye dönmüş durumda. Biliyoruz ki kurumların büyük çoğunluğu asgari ücrete yapılan oranda bir artış yapmayacak öğretmen maaşlarına.”

“Öğretmen yoksullaşmaya devam edecek. Bir çoğunun sadece sigortası asgari ücret olacak patronlar elden geri isteyecek maaşlarının bir kısmını. Biz bunları her asgari ücret açıklanışında yaşıyoruz. İhbarlar sendikamıza yağmaya başlıyor.”

Özel okul öğretmenliği sadece düşük maaş yönünden değil sosyal hakların yetersizliği yönünden de giderek cazibe kaybediyor.

Öğretmenler, fazla mesai ve nöbet ücreti gibi temel haklarını alabilmek için patronlarla sürekli mücadele etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Fındık, son bir yılda onbinlerce özel sektör öğretmenin mesleği bıraktığını, asgari ücretle çalışabileceği başka işlere yöneldiklerin söylüyor.

Mevsimlik işçiler gibi süreli sözleşmelerle ve güvencesiz bir şekilde çalıştırılan özel okul öğretmenleri, pek çok iş koluna göre daha az sosyal haklara sahip.

Fındık, öğretmenlere asgari ücreti dayatan bu sistemin ancak sendikalaşmayla değişebileceğini savunuyor.

“Sendika olarak bizlere dayatılan bu kölelik düzenini kabul etmiyoruz. Öğretmenler patron saldırılarına karşı yeni karşı çıkış yolları, mücadele yöntemleri geliştiriyorlar.”

“Son dönemde birçok tanınmış büyük kolejde öğretmenler ayakta ve elbette sendikamız orada çoğu zaman örgütleyici, yol gösterici durumda. İnanıyoruz ki bu sefalet düzenini bitireceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir